Öne Çıkan Yayın

Yapay zeka gündemi..

      Bu yazıyı  1.02.2026 16:04  tarihinde doğrudan klavyem ile yazıyorum, belki biraz iç dökme mottosu yada kavramsal açıklayıcı veya siz ...

300w Mosfet Anfi

Merhaba arkadaşlar b uyazımda mosfet anfiden söz edicem bilirsinzki mosfetler transistörlere göre biraz daha kalitelidir ve bu devrede ise mosfet anfi için kullanılan mosfetler 2sk 2sj 1058 162 kullanılmış ne kadar kaliteli onu datasheetene bakarak örenebilirsiniz gereken dosyalar aşağıdadır devre  2x50volta beslenmektedir




GEREKEN DOSYALARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ TIKLAYIN 

Faraday Kafesi

Faraday kafesi, elektriksel iletken metal ile kaplanmış veya iletkenler ile ağ biçiminde örülmüş içteki hacmi dışardaki elektrik alanlardan koruyan bir muhafazadır. Bu kafes sayesinde elektrik alanın içeri girmesi ve dışarı çıkması engellenmiş olur. Faraday kafesi, ilk olarak İngiliz fizikçi Michael Faraday tarafından bulunduğu için Faraday kafesi olarak adlandırılmıştır.




İdeal bir Faraday kafesi kesintisiz iletkenlerden oluşmalı ve kabuk şeklinde korunacak nesneyi sarması gerekmektedir. Bu ideallik pratikte yakalanamaz, fakat iyi örülmüş bakır bir ağ ekranıyla ideale yaklaşılabilir. En iyi performans için kafesin doğrudan toprağa bağlanmış olması gerekir. Ağ gözleri ne kadar dar olursa faraday kafesinin elektromanyetik dalgalara karşı geçirmezlik oranı da o kadar büyük olur.

Faraday Kafesinin çalışma prensibi

İletken malzemeleri oluşturan atomların en dış yörüngelerindeki değerlik (valans) elektronları, atomlarından kolayca ayrılarak hareket etme yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla; kapalı bir yüzeye sahip olan iletken bir cisim elektrik alanı içerisine yerleştirildiğinde bu elektronlar, iletkenin içerisindeki elektrik alanı sıfırlanıncaya kadar hareket eder ve bir 'yeniden dağılım'a uğrarlar. Elektrik alanın sıfırlanmasıyla birlikte, hareket etmelerinin gerekçesi ortadan kalkmış olur. Faraday kafesi bu ilkeye göre çalışır ve içindeki nesneleri dış elektrik alanlara karşı korur. Dolayısıyla ideal olarak faraday kafesi; topraklanmış, içi boş metal bir küre gibi kapalı bir iletken yüzeyden oluşur. Ancak iletken yüzey sürekli olmak yerine, kafes şeklinde de imal edilebilir. Bu durumda kafes aralıklarından bir miktar elektrik alanı içeriye sızacak, fakat aralıklar yeterince küçükse bu bir sorun oluşturmayacaktır. Öte yandan geometrinin küre olması şart değildir. Kapalı herhangi bir yüzey, kafes görevini yerine getirebilir. 


Faraday kafesinin uygulama alanları

Faraday kafesindeki amaç dışarıdaki manyetik alanın içeri girmesini veya içerideki manyetik alanın dışarıya çıkmasını önlemeye çalışmaktır. Kullanım alanı değişse de bu amaç pek değişmez. Bunun için korunacak kısım veya binanın dış yüzeyi iletkenler ile ağ şeklinde örülür ve topraklanır. Özellikle bina uygulamalarında yüksek konumlarına yakalama uçları konur. Başlıca kullanım alanlarını ve nasıl uygulanacağını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Yanıcı, patlayıcı ve patlayıcı maddelerin depolandığı binalar:

Bu tür binaların dış tarafı kafes şeklinde kaplanır. Binanın dışındaki yüksek noktalara yıldırım yakalama uçları yerleştirilir. Bütün iletkenler ve yakalama uçları birbiriyle bağlanır ve topraklanır. Bu şekilde eş potansiyel sistem sağlanmış olur.

Radyo frekansı yayan cihazlar:

Bu tip cihazların konduğu kabinler cihaz çevreye parazit radyo sinyalleri yaymasın diye dış metal kılıfından topraklanır. 


Telsizle haberleşmenin yapıldığı binalar:

Bina içindeki telsiz haberleşme sinyallerinin dışarıya sızmasını ve dinlenmesini önlemek için bina dışına Faraday kafesi inşa edilir. Binada telsiz haberleşme yapılmasa bile, CRT monitörler görüntüyü zayıf bir radyo dalgası olarak yaydığı için uzaktaki bir monitördeki görüntüyü sinyali yakalayıp kuvvetlendirerek tekrar oluşturmak mümkündür. Binalarda tavan da demir lamalar ile örülmüş hatıl olarak yapılmıştır, duvarlarda bu şekilde demirler olmadığı için baz istasyonları binaların üzerinde sağlık açısından büyük bir tehlike arz etmektedir.

Elektronik kartlarda bulunan radyo frekans modüller:

Radyo-televizyon tuneri, GSM alıcı verici devreleri gibi radyo frekans amaçlı modüller veya elektronik devre bölümleri, sac bir kapakla kapatılıp topraklanarak elektronik karta ve çalıştığı ortama bozucu sinyaller yayması engellenir. EMC (Elektromanyetik Uyumluluk) yönetmeliğine göre bu tip önlemleri almak mecburidir. Elektrikli cihazların gerek radyo sinyali olarak gerekse iletken hatlar üzerinden parazitler yaymasına müsade edilmez.

Sonuç olarak faraday kafesi uygulaması pahalı olmasına rağmen elektrik alanlara karşı hassas cihazların bulunduğu birimlerde kullanılmaktadır. Bu maliyet korunmak istenen cihazlar göz önüne alındığında aslında çok ucuza dahi gelebilmektedir. Eğer hassas cihaz yoksa faraday kafesi yerine diğer yıldırımdan koruma yöntemleri uygulanmakta ve çoğu zaman başarılı ve yeterli olmaktadır. 

Galaxy Note 3 mü Yoksa iPhone 5S mi?

Akıllı telefon teknolojisinde devleşen iki firma olan Apple ve Samsung ellerindeki kozları piyasaya sürüyor. Note3 ve iPhone 5S hemen hemen aynı tarihlerde üretilmesine rağmen aralarında çok fazla farklar var. Yapılan incelemeleri, detaylı özellikler ve farklılıkları sizler için araştırdık.


Yaklaşık olarak 3 hafta önce Apple şirketinin konferansında sunulan ve 18 Eylül Cuma günü sadece belirli ülkelerde piyasaya sürülen iPhone 5S'in Eylül ayı stokları aynı gün içersinde tükendi. Yeni ulaştırılan stoklarda hemen hemen bitmiş durumda. Diğer ülkelerde bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye'de Aralık ayında tam olarak piyasaya sürülmesi düşünülen iPhone 5S ve bunun yanında Samsung üreticilerinin deyimiyle bu yıla damgasını vuracak telefon olan Galaxy Note 3 arasında iddialı bir çekişme yaşanacak gibi görünüyor. Galaxy Note 3 geçtiğimiz haftalarda piyasaya Türkiye'de piyasaya çok iddialı sloglanlarla sürüldü. Güçlü teknik özellikleriylede oldukça iddialı bir şema çiziyor.
 
 
İşlemci ve Hız
 
Samsung'un 2,3 GHz hızında dört çekirdekli Qualcomm Snapdragon 800 işlemcili ve 3 GB Ram'e sahip iken bunun karşısında Apple'ın 64 Bit mimarisi üzerine inşa edilmiş 1.29 GHzhızında çift çekirdekli A7 işlemcili ve 1 GB Ram'li yeni iPhone 5S'i var. Donanım açısından Galaxy Note 3, iPhone 5S'ten daha iyi gibi görünse de, Apple'ın yeni geliştirdiği ve mobil cihazlarında ilk defa kullanacağı 64 Bit teknolojisi sayesinde iPhone 5S hız testlerinde Galaxy Note 3'ün bir adım önüne geçiyor. Buna karşılık Galaxy Note 3 ise dört çekirdekli olmasından dolayı "Multi-Core" yani çoklu işlemci testinde iPhone 5S'e karşı büyük bir üstünlük sağlıyor.
 
Geekbench 3'ün tek çekirdek testinden iPhone 5S 1411 puan alırken Galaxy Note 3 958 ise  puan alabiliyor. Çoklu çekirdek testinden ise iPhone 5S 2552 puan alabilirken Galaxy Note 32976 puan alarak dengeyi tersine çeviriyor.
 
 
Batarya ve Pil Ömrü
 
Akıllı telefonların en kötü yanı olan batarya kullanım süresi kısalığı konusunda ise, Galaxy Note 3 3200 mAh gücünde bir bataryaya sahip iken iPhone 5S'te batarya gücü 1570 mAh ile sınırlı kalıyor. Aradaki farka bakılacak olursa hemen hemen Galaxy Note 3'ün kullanım süresi iPhone 5S'e oranla 2 kat oranla daha fazla görünüyor. 

  

Ağırlık ve Boyutlar

Ağırlık ve boyutları ele alacak olursak, iPhone 5S; 112 gram ağırlığında, 123,8mm - 58,6mm - 7,6 mm boyutunda, Samsung Galaxy Note 3 ise 168 gram ağırlığında 151,2mm - 79,2mm - 8,3mm boyutlarında karşımıza çıkıyor. SmartPhone teknolojisinde ağırlık her zaman birdezavantaj olarak karşımıza çıktığından dolayı iPhone 5S bu konudaki mimarisiyle Galaxy Note 3'ü geride bırakıyor. Boyutlar, kişinin kendi seçimi elinde olan bir konu olduğu için Samsung; büyük ekran,  büyük boyut, Apple ise küçük boyut, zarafet ve göz güzelliği getirir diyor.
 
RAM ve Hafıza

 
Ram konusunda, iPhone 5S, 1GB ram'e sahip iken, Galaxy Note 3'ün 3GB ram'i var.  iPhone 5S klasik olarak 16/32/64 GB'lık sabit hafızasına karşılık olarak Galaxy Note 3 32/64 GB'lıkhafızaya sahip. Hafıza konusunda iki telefonda bir üstünlük sağlayamazken, RAM olarak Galaxy Note 3, 2GB ram farkla üstünlüğü elinde tutuyor.
 
 
Aksesuar
 
Samsung'un imzasını attığı başka bir teknoloji, Samsung Note 3 ile birlikte kullanılabilenSamsung Galaxy Gear yani akıllı saat ile aynı zamanda eşleşebiliyor. Aksesuar konusunda yeni bir devrim gibi görünüyor. Şuan için sadece Galaxy Note 3 ile uyumlu olarak kullanılabilen Samsung Galaxy Gear daha sonra çıkıcak güncellemelerle Samsung  S3, S4 ve Note 2 işletim sistemlerinde de kullanılabilecek. 

 
 
Ekran
 
Ekran konusunda Samsung Galaxy Note 3'ün, iPhone 5s'e göre açık ara bir üstünlüğü var. Note 3'ün  5.7 inç Süper AMOLED 1920x1080 386 ppi bir ekranı var iken bunun karşılığında ise, iPhone 5S'in 4 inç IPS   1136x640  326 ppi'lik bir ekrana sahip. Görüntü kalitesi ve ekran büyüklüğü olarak Note 3  iPhone 5s'ten bir gömlek üstün durumda oluyor. 
 
Kamera

Galaxy Note 3 arka kamerasından 13 MP, ön kamerasından ise 2 MP'lik bir kalite ile fotoğraf çekerken, iPhone 5S'te bu değerler; arka kamera 8 MP ve ön kamera ise 1.2 MP. Ön ve arka kameralarda Megapixel olarak Galaxy Note 3 bir adım öndeyken, iPhone 5S'in yavaş çekim teknolojisi, Çift LED flaşı ve 5 elementli lensi görüntü kalitesini dengeliyor gibi görünsede yapılan kullanıcı yorumlarına göre iPhone 5S'in kamerası, Galaxy Note 3'e göre büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Tarafsız olarak çekilen fotoğraflara bakıldığında, netlik ve görüntü kalitesi olarak Samsung Galaxy Note 3 ciddi bir üstünlük kuruyor.

 
 
Aşağıdaki video da detaylı ve tarafsız olarak hem iPhone 5S hemde Galaxy Note 3 kameralarından çekilmiş fotoğrafları inceleyebilirsiniz;
 

  

Transistörler Nasıl Çalışır?


Günümüzde bilgisayar programları mühendislikte büyük kolaylıklar sağlıyor ve kariyer açısından da önemli bir yere sahip. İş ilanlarının hemen hemen hepsinde bu yazılımları görmek mümkün. Peki bunlardan hangileri Elektrik-Elektronik Mühendisliğinin vazgeçilmezlerinden ? Hangi mühendislik programlarını bilmek iş hayatımızda fark yaratır? Bu yazımızda bu programları sizler için derledik.


Yüzyılın en önemli buluşlarından biri olan transistörler günümüzde tüm elektronik cihazların temelini oluşturuyor. 1947 yılında Bell'in laboratuvarlarında geliştirilmesinin ardından elektronik çağ atladı ve çok hızlı bir şekilde gelişmeye başladı. Bugün ise elektronik cihazlar evimizde, iş yerimizde, okulda aklımıza gelebilecek her yerde hayatımızı kolaylaştırmaya devam ediyor; Mikrodalga fırınlar, cep telefonları, güvenlik sistemleri, akıllı tahtalar... Daha binlerce farklı cihaz ve neredeyse tümünde transistörler kullanılıyor.



Transistör Nedir?

Transistörler bir gerilim yada akım kaynağı ile başka bir akım yada gerilim kaynağını kontrol etmeye yarayan elektronik devre elemanlarıdır. En çok kullanılan türleri BJT ve FET’lerdir. BJT’ler akım ile çalışırken FET'ler gerilimin oluşturduğu elektrik alanla çalışırlar. FET'ler günümüzde daha çok tümleşik sayısal devrelerde kullanılmaktadır. Transistörler üç bağlantıya sahiptirler. Bunlar bir BJT transitörde Base, Emitter ve Collector iken FET'lerde ise Gate, Drain ve Source dur.

Transistörler Nasıl Çalışır?

Transistörün temel çalışma prensibini anlayabilmek için onu bir musluğa benzetebiliriz. Bu durumda musluğun suyu açmaya kapatmaya ve debisini ayarlamaya yarayan kulpunu BJT'lerde ki Base , FET'lerde ki Gate ucuna benzetebiliriz. Burada musluğun kulpuna uygulanan kuvvetin büyüklüğü suyun (yani akımın) akıp akmayacağını ya da ne kadar debiyle (akım şiddeti) akacağını belirler. Musluğa her hangi bir kuvvet uygulamadığımızda iç yapısındaki mekanizma suyun (akımın) akmasına engel olur(direnç gösterir). Bu durumda musluğun su tesisatına bağlı olduğu nokta, yani suyun musluğa girdiği nokta BJT'lerde Collector FET'lerde ise Source ucuna karşılık gelir. Suyun musluktan çıktığı nokta ise BJT'lerde Emitter, FET'lerde Drain ucudur. Lavabo giderini ise toprak olarak düşünebiliriz.


Bu örnekle bir transistör arasındaki tek fark; muslukta suyun debisinin kontrolü el ile fiziksel bir kuvvetle yapılırken transistörlerde akımın kontrolü yine bir elektriksel kuvvet ile (BJT'lerde akım, FET'lerde  gerilim) yapılmasıdır.

Transistörlerin İç Yapısında Neler Oluyor?

Transitörlerin çalışma mantığı bu kadar basit olsa da, iç yapısında gerçekleşen olaylar daha karmaşık algılanabilir. Fakat temel fizik bilgisiyle bu olayları anlayabilmek aslında o kadar da zor değildir. Transistörler çalışma yapısı kimya derslerinde öğrendiğimiz atomlar arasındaki bağlar ve fizik dersinde öğrendiğimiz elektrik alan prensiplerine dayanır. Transistörlerin iç yapısını daha iyi anlayabilmeniz için Veritasium'un hazırladığı videoyu sizler için Türkçe'ye çevirdik.

Videonun sağ altındaki seçeneklerden, Türkçe altyazıyı seçerek videoyu Türkçe altyazılı izleyebilirsiniz.


İster bir anahtar, ister bir yükseltici, isterse de bir üreteç işlevi görsün, bütün transistörler elektrik direncinin değişmesine dayalı olarak çalışır. Base akımı yada Gate gerilimi olamadığında Collector ile Emitter (yada Drain ile Source) arasındaki direnç o kadar yüksektir ki bu iki bağlantı arasında hemen hemen hiçbir akım geçemez. Ama Base bağlantısında küçük bir akım(Gate de küçük bir gerilim) aktarıldığında Collector ile Emitter (Drain ile Source) arasındaki dirençte çok büyük azalma olur. Dolayısıyla arasından akım geçebilir. Böylece transistör küçük bir akımın ya da gerilimin yardımıyla büyük bir akımı denetleyebilir.

Transistör bir anahtar olarak kullanıldığı zaman, giriş bağlantısına küçük bir akım (FET'lerde gerilim)verildiğinde güçlü bir elektrik akımının devresini tamamlamasına izin verir. Bir yükseltici ya da bir üreteç olarak kullanıldığı zaman zayıf bir sinyali güçlendirir. Zayıf sinyal küçük bir elektrik akımı ya da gerilimi biçiminde girişe (Base-Gate) uygulanır. Bu, Collector’ den Emitter'e (Source'dan Drain'e) büyük bir akımın geçmesine izin verir. Böylece güçlü bir sinyal üretilmiş olur.


Bu muhteşem icat hayatımıza girmeden önce transistörlerin işlevini büyük ve etrafa çok ısı yayan verimsiz lambalar üstlenmekteydi. Bilgisayarınızın içinde bunlardan milyarlarcasını düşünebiliyor musunuz?
 

Atmega8 tda7313 dijital ton kontrol


Uzun bir zaman önce dijital ses sistemleriyle ilgili projelere bakarken bir anda 7313 e takıldı gözüm yabancısitelerde projenin smd olanını yapmışlar ve herkes tarafından beğenilmiş kodları onlardan alarak türkçeye göre derleyip bu projeyi yaptım proje 2*16 lcd ile çalışmaktadır isteyenler kodları değiştirerek daha başka özellikler (saat. sıcaklık göstergesi rc5 kumanda kontrolü vs vs ) eklenebilir projem de 7313 ün normal olanını kullandım ama sipariş verdiğimde usta bana smd olanını getirmiş bende boyle yapmak zorunda kaldım atmega8 mikrodenetleyicisi ile yapılmış olan bu proje 4 mh kiristal kullanıyor 4 ayrı menü tuşu mute ileri geri aşağı yukarı şeklinde ve 7313 özeliklerinden 4 tane ses çıkışı ve 6tane ses girişi bulunmaktır bu 6 tane giriş 3 ü sağ 3 ü sol kanal ve bu üç giriş menü üzerinden seçilmektedir yani 1 2 3 girişlere cd player radıo telefon pc vb baglayarak ses çıkışını hangi kanaldan vereceğini mneü üzerinden seçebilirsin kodlardan anlamaynanlar için özel mesaj atabilir proje içinde 555 ile yapılmış on/off devresi atmega8 rs232 ile programlayıcı devresi genel devrenin şemaları similasyonu ve ares dosyaları bulunmaktadır 
dipnot: projede mikroişlemci 5 volt 7313 ise max 10volt ile beslenmelidir aksi halde devre zarar görür 

 


Similasyon ve proje yazılımını buradan indirebilirsiniz.

https://drive.google.com/drive/folders/1NILtKAUP-AxcGIcYnRNvBIO-uLWsC_ch?usp=sharing



Zamanın ötesindeki dahi : Nikola Tesla

Buluşları ve çalışmaları sayesinde bugün insanlık Tesla'ya çok şey borçlu. İnanılmaz icatlarını ticari meta haline getirmediği için çok büyük servetleri elinin tersi ile itmiş kimi buluşları başkaları tarafından sahiplenilmiştir. Öldükten sonra notlarına FBI tarafından el konulmuştur. Gelin bu büyük dahinin yaşamına daha yakından bakalım


Nikola Tesla (D. 10 Temmuz 1856, Hırvatistan – Ö. 7 Ocak 1943, New York). Mucit, Elektrik Mühendisi,Makine MühendisiFizikçi ve Elektrofizik uzmanıdır. Elektriğin ticari kullanımının önünü açan kişidir.Elektromanyetizma alanında devrimsel buluşlara imza atmış, teorileri ve patentleri sayesinde alternatif akım, elektrik güç sistemi, çok fazlı güç sistemi ve indüksiyon motorlarının gelişmesini sağlamıştır. 1894 yılında kablosuz uzaktan kumanda ile gerçekleştirdiği gösteri ve “Akımlar Savaşı”ndan galip çıkması nedeniyle ABD’nin en büyük elektrik mühendislerinden biri olarak kabul edilmiştir. En büyük düşü olan “Kablosuz Enerji Aktarımı” konusunda deneyler yapmış, kilometrelerce ötedeki lambaları kablosuz olarak aydınlatmıştır.
Tüm zamanların en büyük mucitlerinden biri olmasına rağmen ismi ders kitaplarında nadiren geçer ve pek bilinmez. Modern teknolojinin temelini teşkil eden, dünya bilim ve teknoloji yapısını kökünden değiştiren bu büyük bilim insanı, 700 yakın patentle dünyanın en fazla patente sahip bilim insanı olarak dünya tarihine geçmiştir. 1960 yılında toplanan Ağırlık ve Ölçüler Genel Konferansı’nda (General Conference on Weights and Measures) “Manyetik Alan Şiddeti”nin birimi Tesla olarak kabul edilmiştir. Tüm hayatını insanlığa adayan, hiç evlenmeyen, en iyi dostları ünlü Amerikan yazar Mark Twain ve güvercinler olan bu eşsiz bilim insanına Einstein ve Edison’a verilen değer düşünüldüğünde hem geçmişte hem de günümüzde ciddi bir biçimde haksızlık yapıldığı muhakkak. Bu yüzden Tesla’yı doğru anlamak ve anlatmak bilimin gelecek kuşaklara temiz ve tarafsız olarak aktarılmasında büyük önem taşıyor. 

Kişisel Yaşamı

Babası bir papaz olan Tesla'nın annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi.Tesla, annesini hayatında gördüğü en büyük mucit olarak tanımlar. Babası Tesla’nın her zaman papaz olmasını istiyordu, Tesla ise mühendislik okumayı istiyordu. Tesla, geçirdiği ölümcül bir hastalık sırasında “mühendislik okursam çok daha iyi olurum” demiş, babası da onu kıramamıştır. Annesinin de desteğini alanTesla, Avusturya Graz Politeknik'e 1875 yılında başladı.

3. Sınıfta Okulu Bıraktı ve Ailesiyle ilişkisini Kesti

Burada Elektrik Mühendisliği okuyan Tesla alternatif akım üzerine çalışmaya başladı. Ancak kişisel takıntıları ve asosyalliği nedeniyle 3. sınıfın ilk döneminden itibaren okulu bıraktı. Bazı kaynaklar okulu bitirdiğini söylese de üniversite Tesla'nın mezun olmadığını ve okula 1878 ilk döneminden sonra devam etmediğini bildirmiştir. Ailesiyle ilişkisini keserek bir oto mühendislik firmasında çalışmaya başlayan Tesla bu dönem oldukça ağır bir depresyon dönemi geçirdi. Daha sonra babasının isteği üzerine Prag'ta Charles Ferdinand Üniversitesi’ne başladı. 1880 yılında burada bir yaz dönemi öğretimine devam etti ve babasının ölümü üzerine okulu bıraktı. Budapeşte’de ulusaltelefon şirketinde çalışmaya başladı ve bir sene sonra şefliğe yükseldi. 

İndüksiyon Motoru İçin Çalışmalara Başladı ... 

1882 yılında Paris’e taşınarak Continental Edison Şirketi’nde çalışmaya başladı. Bu şirket Edison’un fikirlerini Avrupa’da uygulama konusunda çalışmalar yapıyordu. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti. Aynı zamanda indüksiyon motorları üzerine çalışmaya başlayan Tesla dönen manyetik alanlar ile bu dönemde ilgilenmeye başladı.


Amerika Yılları

Tesla, 1884 yılında eski patronu Charles Batchelor’un referans mektubu ile ABD, New York’a geldi. Thomas Edison’a yazılan mektupta şu satırlar yazıyordu: “iki tane büyük adam tanıyorum; biri sensin, diğeri de bu genç adam…” Böylece Tesla, Edison Makine İşleri isimli şirkette çalışmaya başladı. Edison bu şirket ile Pearl Caddesi’nin aydınlatmasını sağlıyordu. 110 volt ile çalışan bu doğru akım dağıtım sistemi, uzak mesafeler için yetersiz kalıyordu. Tesla burada basit elektrik işlerini yapmaya başladı. Şirketin çeşitli teknik sorunlarına çözümler getirdi. Hatta doğru akım generatörleri üzerinde tasarım değişikleri önerdi. Bu dönemde Edison’un şöhretinden de etkilenerek heyecanla alternatif akımla ile ilgili düşüncelerini Edison’a aktaran Tesla, beklediği ilgiyi göremez. Aksine Edison Tesla’ya, gereksiz teoriler üzerinde vakit kaybetmemesi yönünde öğüt verir ve böylece “akımlar savaşı” (War of the Currents) gayri resmi olarak başlar.


Parasını almaya Giden Tesla' ya Edison' dan Espirili Yanıt

Tesla’nın iddiasına göre, Edison’un verimsiz motor ve generatörlerini geliştirmesi karşılığında kendisine 50.000 dolar (bugünün parası ile 1.1 milyon dolar) teklif edilmiştir. Ancak parasını almaya gittiğinde Edison’dan şu cevabı alır: “Tesla, Amerikan şakalarından anlamıyorsun!”.  O zamana kadar haftada 18 dolar karşılığında çalışan Tesla, haftalık 25 dolar’lık teklifi reddederek işi bırakır. 

Bir Yıl Çukur Kazma İşinde Çalıştı

Yaklaşık bir yıl parasız gezen Tesla bu dönemde çukur kazma işlerinde bile çalışır. Birlikte çalıştığı çukur kazıcı,  yemek saatlerinde Nikola Tesla'nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerinden etkilenerek Tesla'yı A. K. Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nikola Tesla'nın parlak planlarıyla büyülenen Brown ve bir ortağı, büyük bir atılım yapmaya karar verirler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve bu para ile Tesla, Batı Broadway'de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

İlginç ve Farklı Fikirleri Patent Almasını Kolaylaştırdı

Tesla bu dönemde art arda birçok patent aldı. Bu kadar hızla alınan patent serisinin eşi görülmemişti. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.
Tesla için artık işler yolundaydı ve hayatı için dönüm noktalarından olan Amerika Elektrik MühendisliğiAIEE (şimdiki IEEE) toplantısında yaptığı tek ve çok fazlı alternatif akımları gösterisi büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Bu toplantı sayesinde alternatif akımın doğru akıma göre enerji taşınmasında ne kadar verimli ve üstün olduğu görüldü. 

AC Akım Nasıl Ticarileştirilecekti ?

Fakat sorun, alternatif akımın ticarileşmesinin nasıl olacağı sorusuydu. Edison, yani General Electric bunu yapamazdı. Eğer yaparlarsa kendilerini yalanlar bir pozisyona düşmüş olacaklardı. Bu işi Edison’un amansız rakibi, bugün de varlığını halen sürdüren Westinghouse şirketinin kurucusu George Westinghouse yapacaktı.  Tesla’nın laboratuarına giderek onunla tanışan Westinghouse, Tesla’nın alternatif akım patentlerine talip oldu ve satış payı olarak beygir gücü bir dolara anlaştılar. 

General Electric Sonunda Pes Etti

Bu anlaşmanın ardından General Electric değişen ve gelişen elektrik dünyasında varlığını sürdürebilmek için Westinghouse şirketinden lisans almak zorunda kaldı. Böylece Tesla ilk zaferini elde etmiş oldu. İkinci zafer de çok gelmeden gelecekti. Niagara şelalesinin gücünden elektrik üretmek için uluslar arası bir komisyon kurulmuştu. Komisyon bir açıklama yaparak doğru akımın bu proje için en uygun olduğuna karar verildiğini açıkladı. Ancak üretilen elektrik 26 mil uzaklığa Buffalo kentine taşınacaktı. Ancak bu iletimin doğru akımla ile nasıl olacağını hesap edemeyen komisyon, alternatif akımda karar kılmak zorunda kaldı. Böylece bir kez daha alternatif akımın üstünlüğü kanıtlanmış oldu.

Westinghouse, on tane 5000 beygir gücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistemdeki iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Nicola Tesla'nın 2 faz projesi için uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, her biri 1775 Amper veren, 2250 Volt'luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)'de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW'lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların her biri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların her biri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt'a çıkarıldı.


Yüksek Frekans, Yüksek Gerilimin Ölümcül Etkisini Ortadan Kaldırıyor

Nicola Tesla, alternatif akım ve yüksek frekansla ilgili olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir; "Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. Ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. Sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir etki yaratabilir ama derinin üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir.”

1904 yılı Tesla ve dünyamız için bir önemli bir dönem noktasıydı.  Tesla’nın en büyük hayallerinden biri enerjinin kablosuz olarak iletilebilmesiydi. Böylece enerji herkes için daha ucuz ve ulaşılabilir hale gelecekti. Tesla bu çalışmalarını ünlü Amerikan yatırımcı J.P Morgen’a açtı. Tesla’nın o dönemdeki en önemli mali destekçilerinden Morgan, Tesla’nın bu düşüncesini enerjinin çok ucuzlamasına neden olacağı gerekçesiyle reddeder ve desteğini Tesla’dan çeker. Belki de insanlık tarihini değiştirebilecek bir buluş tarihe gömülür. Bugün Tesla bobini dediğimiz bu mekanizmayla küçük voltajlı elektriği rahatlıkla kablosuz iletebiliyoruz. Bu konuda çeşitli iddialar olsa da (Tesla’nın bu buluşunun tamamlandığı ama Morgan ile benzer sebeplerden dolayı gizlendiği gibi)  insanlık adına büyük bir fırsatın tepildiği bir gerçek.

Tesla bu tarihten bu sonra çalışmalarına maddi olarak ciddi bir destek bulamasa da çalışmalarına aralıksız olarak devam etti. Bugün kendisinden miras olarak radyo, flüoresan, radar, MR, alternatif akım motorları, lazer ve robot teknolojileri, deprem makinesi kaldı. Şüphesiz Tesla’nın icatları dünyamızı daha yaşanılır kıldı ama daha da önemlisi Tesla’nın bilimini sadece insanlık için adaması asla bir tüccar gibi davranmaması onu bir bilim insanının olmanın ötesine taşıdı.

Uzaktan radyo kontrolü 


Nikola Tesla’nın uzaktan radyo dalgaları ile yaptığı çalışmalar Mors koduyla yapılan haberleşmeden daha ileri gitti. 1898'de New York şehrinin Madison Parkı'nda (Madison Square Garden) alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nicola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı. Projelerinin tanıtımında gösterişli yöntemler uygulayan Nikola Tesla'yı izleyen herkes Nikola Tesla'nın bunu beyin gücüyle yaptığına inanmıştır. Daha sonra Nikola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır. Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nikola Tesla'ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nikola Tesla ise bu "bir savaş aracı değil, robot ırkının ilk temsilcisidir, yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamdır" demiştir.

Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Nikola Tesla'nın yöntemini uygulamaktadır.

Yüksek frekans öncülüğü


Nikola, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Nikola Tesla'nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nikola Tesla Bobinleri - Nikola Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Nikola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Nikola Tesla'yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Nikola Tesla'nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Nikola Tesla, rezonans, vibrasyon ve "doğal 7 periyot"a ait matematiksel teorileri ispatladı.

İyonosfer çalışmaları, radar ve türbinler

Tesla dünyanın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. İyonosfer, 19. yüzyılda keşfedilmiştir, dünyanın üzerinde bulunan üçüncü sıra katmandır ve Tesla'yı ilgilendiren en önemli özelliği elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgaların kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlamaktadır.

Tesla iyonosfer ile ilgili çok fazla araştırma yaparak ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Shoreham, Long Island'da 1901 ile 1905 yılları arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder.

Dünya çapında telsiz

Long Island'ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarakbakır bir elekle kaplıydı. Tepedeki kürenin iç kısmındaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu.

İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW'lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein, Tesla'nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.